hicbir zaman gerceklesmeyecek birseye olacakmis gibi inanmaya 'umut' denir. Inandigi bisi olmayana da 'umutsuz vaka'
epeydir yazmak istiyorum. sürekli bilgisayarimdan uzakken aklima bisiler geliyodu, yazamiyodum. simdi böle bi firsat olusunca kusayim dedim icimdekileri. zaten yazmasaydim ya kendime zarar vercektim, yada ozani kesicektim.
'parmaklarini citlatmak' kendine zarar verme kategorisine giriyo mudur acaba ? girer heralde. ilerde o parmaklar hep kireclenecek, sizim sizim sizlicak.
zarar vermek demisken -diyerekten lafa giriim madem, bu kadar giris sacmalatmasi yetti-
herkes kendisini sahane bi insan evladi zanneder. ama degildir. hepimiz kalp kirariz, hepimiz hata yapariz, hepimiz sacmalariz. ama biraksalar bütün bi hayatimizi bu yanilginin icinde mutlu mutlu geciririz. ama birakmaz namussuzlar iste.
en cok zarari, en cok sevdiklerine verirsin. onlar icin bisürü sey istersin. 'güzel hersey onlarin olsun' dersin. ama olmaz. ne kadar cok sey verirsen ver, bi yerlerde veremedigin ve cok cekici bisiler vardir. ve her zaman senin yerine secilecektir.
aslinda cözüm basittir. herkesin bi 'cözüme ulasma metodu' vardir. yalanciktan mutluluklarla gecistirdigimiz sikintilar, gelir götün tirmalar. yani aslinda cözüm o kadar da basit degildir.
dünyanin neresinden bakarsan bak, gökyüzü aynidir. gündüzleri mavi, geceler yildiz falan, ay cikar görünür arada -ki bence amerigalilar hic aya felan gitmedi abii stüdyo o- arada bulutlar, günes..
ama iste bazen o günes tutulur. kararir etraf. köpekler falan tirsar, havlarlar hep.
yada sen icerdeyken tuvaletin ampulü patlar. kapkaranlik olur bi anda. naapsan bilemezsin. hani sen ampulü degistirmezsen isik da gelmez yani, bisi yapmadan beklemek de fayda degil. öle boktan bi durum iste.
nasil bi sabaha uyandigimi varin siz düsünün.
-----
-----
5 Ekim 2012 Cuma
27 Temmuz 2012 Cuma
deneme 1-2
Uzun zamandır yoldaydı. Etraf artık tanıdık değildi. Bitki örtüsü, bina yükseklikleri ve sıklığı, insanların ten rengi... Pek çok şey farklı gözüküyordu.
Arabası oldukça eskiydi, kliması yoktu. Camlar sonuna kadar açıktı o yüzden. Yemek ve benzin fişleri uçuşuyodu arabanın içinde. Bu ikisinin haricinde hiç durmamıştı zaten yola çıktığından beri. Bi yere varmak istiyordu ama neresi olduğunu kendi de bilmiyordu. Haritası da yoktu. Bazen alçalan bazen yükselen, çölü andıran sonsuzluğu ikiye ayıran yol; tek düşündüğü buydu.
Bi anlığına aklına yoldan farklı bişi geldi. 'Ben ne zaman motorsiklet sevdamdan vazgeçtim?' diye düşündü. 'Bu yolculuğa motorla çıkmalıydım. Tabi ya!'
Otuz saniye geçmeden son düşündüğünü silmişti hafızası. Tekrar yoldaydı şimdi. Radyoyu denedi ama cızırtıdan başka bişi elde edemedi. Bi süre şarkı söledi. Kendi kendine mırıldanmayı severdi. En çok sevdiği şarkıların nakaratlarını söledi, belli bi sıra olmadan. Ondan da vazgeçti.
Yarım saat önce benzin almıştı, bu yüzden yakınlarda durması da gerekmeyecekti. Sıkıldı birden. 'Ne yapıyosun?' kendi kendine konuşmaya başlamıştı. Şahane!
'Ne bileyim ne yapıyorum. Gidiyorum işte. Sürekli gitmek isterdin. Gidiyorum bende'
'Tamam da böle gitmeyi kimse istemez'
'En azından sohbet edebileceğin bi yol arkadaşın olsaydı'
Bugün gidiyorum, hadi benimle gel diyebileceği kimsesi yoktu. Yakın arkadaşlarım dediklerinin hepsi işinde gücünde insanlardı-yılın 250 günü çalış 15 gün tatil yap bi 250 gün daha çalış- Hayatta kalıcak kadar kazan, ama maddi sıkıntıların asla bitmesin ki çalışmaya devam edip birilerini zengin et. Tam o anda hissettiği mide bulantısıydı.
'Ee geri dönmeyi düşünüyo musun?'
'Daha nereye gittiğimi bile bilmiyorum. Geri dönecek miyim nerden bileyim!'
Plansız hareket etmek, tam bana göre bi davranış diye geçirdi içinden.Kendi kendine fırça attığını farkedip gülümsedi.
Bazen direksiyonu karşı şeritten gelen arabaların üzerine kırmayı düşünüyodu. Yada sigara içmeye çıktığı yüksek balkonlardan aşağı bakıyodu. İntihara meyil değildi bu. Meraktı aslında.
Hayattan beklentileri hep düşük olmuştu. Bölelikle daha kolay mutlu olabildiğine inanıyordu. Haklıydı da. Beklentilerini ne kadar alçak tutarsan, hayalkırıklığı da o denli az oluyor.
'Hayalkırıklığı dünyadaki en kötü şey. Hayalın kırılıyo lan' bi arkadaşının lafıydı.
'Neden kaçtın ?'
'Kaçmadım ki ben'
Kaçmıştı besbelli. Kimsenin nerede olduğuna dair fikri yoktu. Gittiğini bile birkaç gün geçtikten sonra farkedeceklerdi.
'Ne yapsaydım? Veda partisi mi düzenleseydim' 'Kendi kendine konuşmaya devam et. Sonunu hiiç iyi görmüyorum evlat' dedi içindeki ses. Bu kendi sesinden çok, artık torunlarını sevmek isteyen babasının sesini andırıyordu.
Motor sesinin arasından ayak sesleri duydu bikaç defa. Dinledi, yakınlaştı ayak sesleri. Olduğu yerde zıpladı. Yatağındaydı. Hepsi bi rüyaydı. Belliydi de, onun için fazla cesaret gerektiren bi olaydı.
Kalktı, yüzünü yıkadı, dişlerini fırçaladı, gömleğini giydi. Sabahları hiç iştahı olmaz, bu yüzden kahvaltıyı pas geçerdi hep. Yine öyle yaptı.
Evden çıkmadan önce her zaman yaptığı kontrolü yaptı. Sigara, çakmak, anahtar,telefon, cüzdan. Hepsi tamam.
'Hadi gidelim buralardan' desem benimle gelecek kimsem yok diye düşündü. Deja vu!
Şarkı mırıldanarak evden çıktı.
----------
Kafamın içinde binlerce sahne var. Bazılarını yaşamışım, bazılarını da keşke yaşasaydım diyorum. Çok enteresan zamanlarda geliyolar aklıma. Bütün gün normal geçtikten sora yatağa girdiğim anda saldırıp, uykumu kaçırıyolar sebepsiz yere.
ne zaman bu kadar pişmanlık duyan birisi oldum, gerçekten bende bilmiyorum. Sanki hayatım boyunca hiç doğru karar vermemişim gibi hissediyorum.
Bazı kararlar verdim ama sonuçta. iyi kötü benim kararlarım. tanıştırayım. kararlarım, bu benim hayatım. hayatım, bunlar benim kararlarım. hadi şimdi siz burda kaynaşın kardeş kardeş.
----------
aha uykum geri geldi. kaçmadan uyuyorum ben şekerim.
----------
Arabası oldukça eskiydi, kliması yoktu. Camlar sonuna kadar açıktı o yüzden. Yemek ve benzin fişleri uçuşuyodu arabanın içinde. Bu ikisinin haricinde hiç durmamıştı zaten yola çıktığından beri. Bi yere varmak istiyordu ama neresi olduğunu kendi de bilmiyordu. Haritası da yoktu. Bazen alçalan bazen yükselen, çölü andıran sonsuzluğu ikiye ayıran yol; tek düşündüğü buydu.
Bi anlığına aklına yoldan farklı bişi geldi. 'Ben ne zaman motorsiklet sevdamdan vazgeçtim?' diye düşündü. 'Bu yolculuğa motorla çıkmalıydım. Tabi ya!'
Otuz saniye geçmeden son düşündüğünü silmişti hafızası. Tekrar yoldaydı şimdi. Radyoyu denedi ama cızırtıdan başka bişi elde edemedi. Bi süre şarkı söledi. Kendi kendine mırıldanmayı severdi. En çok sevdiği şarkıların nakaratlarını söledi, belli bi sıra olmadan. Ondan da vazgeçti.
Yarım saat önce benzin almıştı, bu yüzden yakınlarda durması da gerekmeyecekti. Sıkıldı birden. 'Ne yapıyosun?' kendi kendine konuşmaya başlamıştı. Şahane!
'Ne bileyim ne yapıyorum. Gidiyorum işte. Sürekli gitmek isterdin. Gidiyorum bende'
'Tamam da böle gitmeyi kimse istemez'
'En azından sohbet edebileceğin bi yol arkadaşın olsaydı'
Bugün gidiyorum, hadi benimle gel diyebileceği kimsesi yoktu. Yakın arkadaşlarım dediklerinin hepsi işinde gücünde insanlardı-yılın 250 günü çalış 15 gün tatil yap bi 250 gün daha çalış- Hayatta kalıcak kadar kazan, ama maddi sıkıntıların asla bitmesin ki çalışmaya devam edip birilerini zengin et. Tam o anda hissettiği mide bulantısıydı.
'Ee geri dönmeyi düşünüyo musun?'
'Daha nereye gittiğimi bile bilmiyorum. Geri dönecek miyim nerden bileyim!'
Plansız hareket etmek, tam bana göre bi davranış diye geçirdi içinden.Kendi kendine fırça attığını farkedip gülümsedi.
Bazen direksiyonu karşı şeritten gelen arabaların üzerine kırmayı düşünüyodu. Yada sigara içmeye çıktığı yüksek balkonlardan aşağı bakıyodu. İntihara meyil değildi bu. Meraktı aslında.
Hayattan beklentileri hep düşük olmuştu. Bölelikle daha kolay mutlu olabildiğine inanıyordu. Haklıydı da. Beklentilerini ne kadar alçak tutarsan, hayalkırıklığı da o denli az oluyor.
'Hayalkırıklığı dünyadaki en kötü şey. Hayalın kırılıyo lan' bi arkadaşının lafıydı.
'Neden kaçtın ?'
'Kaçmadım ki ben'
Kaçmıştı besbelli. Kimsenin nerede olduğuna dair fikri yoktu. Gittiğini bile birkaç gün geçtikten sonra farkedeceklerdi.
'Ne yapsaydım? Veda partisi mi düzenleseydim' 'Kendi kendine konuşmaya devam et. Sonunu hiiç iyi görmüyorum evlat' dedi içindeki ses. Bu kendi sesinden çok, artık torunlarını sevmek isteyen babasının sesini andırıyordu.
Motor sesinin arasından ayak sesleri duydu bikaç defa. Dinledi, yakınlaştı ayak sesleri. Olduğu yerde zıpladı. Yatağındaydı. Hepsi bi rüyaydı. Belliydi de, onun için fazla cesaret gerektiren bi olaydı.
Kalktı, yüzünü yıkadı, dişlerini fırçaladı, gömleğini giydi. Sabahları hiç iştahı olmaz, bu yüzden kahvaltıyı pas geçerdi hep. Yine öyle yaptı.
Evden çıkmadan önce her zaman yaptığı kontrolü yaptı. Sigara, çakmak, anahtar,telefon, cüzdan. Hepsi tamam.
'Hadi gidelim buralardan' desem benimle gelecek kimsem yok diye düşündü. Deja vu!
Şarkı mırıldanarak evden çıktı.
----------
Kafamın içinde binlerce sahne var. Bazılarını yaşamışım, bazılarını da keşke yaşasaydım diyorum. Çok enteresan zamanlarda geliyolar aklıma. Bütün gün normal geçtikten sora yatağa girdiğim anda saldırıp, uykumu kaçırıyolar sebepsiz yere.
ne zaman bu kadar pişmanlık duyan birisi oldum, gerçekten bende bilmiyorum. Sanki hayatım boyunca hiç doğru karar vermemişim gibi hissediyorum.
Bazı kararlar verdim ama sonuçta. iyi kötü benim kararlarım. tanıştırayım. kararlarım, bu benim hayatım. hayatım, bunlar benim kararlarım. hadi şimdi siz burda kaynaşın kardeş kardeş.
----------
aha uykum geri geldi. kaçmadan uyuyorum ben şekerim.
----------
20 Haziran 2012 Çarşamba
heye- lan?!
ne zaman istanbula dönüsüm yaklassa bi mutlu olurum(gereksiz). sanki hayat istanbulda biraktigim yerde. bi zaman benim olan hala benim(yanilgi). orda beni bekliyo hala. insanlar ben yokken oyunun pause tusuna basmis, dönmemi beklemis sanki.
ama öle olmaz hicbi zaman. insanlar, degismis, yorulmus, yabancilasmistir(itiraf). degismeyen seyler de vardir elbet. nedir mesela? odamin duvarlarinin rengi. mavidir o. 4 sene önce biraktigimda da maviydi, 3 hafta sonra gittigimde de mavi olacak. yada beni abim gelir alir havaalanindan. gec de kalir muhtemelen, bekletir biraz. yada cuma gecesi emiri ararim(güvenilirlik).
sonra, daha istanbula gitmeden dönecegim günü düsünürüm. bi hüzün sarar icimi. dönmesem ya bu sefer, geri kalmasam ya oyundan derim. yabancilasmasam keske insanlara(beklenti).
cabalarim. benim olayimdir cabalamak. olmayacagini bilsem de cabalarim(umut). yeterince zorlarsam olur diye düsünürüm. ama olmaz(hayalkirikligi).
olmayinca da yabancilasirim.
bide bütün bunlarin disinda kalan seyler vardir. onlarin kurali yoktur. sana aittir cidden onlar. kimse alamaz onlari senden. kimse degistiremez onlari. hayatinin demirbaslaridir onlar(inanc). nedir? anilardir mesela.
anilarimda mutluyum. sevdigim insanlarlayim. iyi vakit geciriyorum. evim dedigim yer gercekten de evim. sikca düsünürüm ben bunlari. sonra yaptigim ise geri döner, devam ederim yasamaya(caresizlik).
ayni simdi yapacagim gibi. yaziyi bitircem önümde duran maket parcalarini birlestirmeye devam edicem. mimar olcam. istanbula döncem. bida gitmicem. dogdugum yerde yaslanicam(mutlu son)
ama öle olmaz hicbi zaman. insanlar, degismis, yorulmus, yabancilasmistir(itiraf). degismeyen seyler de vardir elbet. nedir mesela? odamin duvarlarinin rengi. mavidir o. 4 sene önce biraktigimda da maviydi, 3 hafta sonra gittigimde de mavi olacak. yada beni abim gelir alir havaalanindan. gec de kalir muhtemelen, bekletir biraz. yada cuma gecesi emiri ararim(güvenilirlik).
sonra, daha istanbula gitmeden dönecegim günü düsünürüm. bi hüzün sarar icimi. dönmesem ya bu sefer, geri kalmasam ya oyundan derim. yabancilasmasam keske insanlara(beklenti).
cabalarim. benim olayimdir cabalamak. olmayacagini bilsem de cabalarim(umut). yeterince zorlarsam olur diye düsünürüm. ama olmaz(hayalkirikligi).
olmayinca da yabancilasirim.
bide bütün bunlarin disinda kalan seyler vardir. onlarin kurali yoktur. sana aittir cidden onlar. kimse alamaz onlari senden. kimse degistiremez onlari. hayatinin demirbaslaridir onlar(inanc). nedir? anilardir mesela.
anilarimda mutluyum. sevdigim insanlarlayim. iyi vakit geciriyorum. evim dedigim yer gercekten de evim. sikca düsünürüm ben bunlari. sonra yaptigim ise geri döner, devam ederim yasamaya(caresizlik).
ayni simdi yapacagim gibi. yaziyi bitircem önümde duran maket parcalarini birlestirmeye devam edicem. mimar olcam. istanbula döncem. bida gitmicem. dogdugum yerde yaslanicam(mutlu son)
19 Haziran 2012 Salı
31 Mart 2012 Cumartesi
sikerler
Tisörtü terinden islanmisti, nefes nefeseydi. 'Sigarayi birakicam' diye gecirdi aklindan ama hicbir zaman birakamadi. Etrafina bakti. Neden kostugunu bile hatirlamiyordu. O kadar uzun zamandir kosuyordu ki.
Sanki daha demin sigarayi birakmayi düsünmemis gibi cebinden sigara paketini cikardi, yakti, derin bir nefes cekti. 'Sigarayi birakicam' dedigini hatirlayip kuvvetlice öksürdü. Sanki simdiye kadar ictigi tüm zehiri söküp atmak ister gibiydi. Kizdi kendine, sigarayi atti, kafasini kaldirdi. Kosmayi düsündü tekrar ama bu sefer baska yöne dogru. Yavasca yürümeye basladi. Sendeledi.
Sonra hatirladi. Kendini bildi bileli ayni seyin pesinde kosuyordu. Baska yöne gitmeye kalkmasina vücudu bile inanmamisti.
Dizlerinin üstüne cöktü, düsünmeye basladi. Pesinden kostuklarini, kosmadigi zamanlarda neler yaptigini. Icten bi 'sikerler' cekti. Cebinden sigarasini cikardi, yakti. Arka arkaya bikac nefes aldi. Sanki kovalayani varmis gibi. Gülümsedi, sigarasini söndürdü. Geldigi yöne kosmaya devam etti.
Sanki daha demin sigarayi birakmayi düsünmemis gibi cebinden sigara paketini cikardi, yakti, derin bir nefes cekti. 'Sigarayi birakicam' dedigini hatirlayip kuvvetlice öksürdü. Sanki simdiye kadar ictigi tüm zehiri söküp atmak ister gibiydi. Kizdi kendine, sigarayi atti, kafasini kaldirdi. Kosmayi düsündü tekrar ama bu sefer baska yöne dogru. Yavasca yürümeye basladi. Sendeledi.
Sonra hatirladi. Kendini bildi bileli ayni seyin pesinde kosuyordu. Baska yöne gitmeye kalkmasina vücudu bile inanmamisti.
Dizlerinin üstüne cöktü, düsünmeye basladi. Pesinden kostuklarini, kosmadigi zamanlarda neler yaptigini. Icten bi 'sikerler' cekti. Cebinden sigarasini cikardi, yakti. Arka arkaya bikac nefes aldi. Sanki kovalayani varmis gibi. Gülümsedi, sigarasini söndürdü. Geldigi yöne kosmaya devam etti.
2 Şubat 2012 Perşembe
californication
at the end of the day, it's all about her
californication dan cok sevdigim bi sahnedir. hos izlemeyenlere hicbi manasi olmayacaktir
5 Ocak 2012 Perşembe
ölüm ciddidir. zamanlaması yoktur. yaşına, güzelliğine, zekana, kapasitene, hayallerine bakmaz. sadece alır seni. öylesine ciddidir ki, dünya üzerindeki belki de en cıvık adam olan benim bile, düşündüğümde tüylerimi diken diken etmeye yeter. ölüm üzücüdür, ölüm yıkıcıdır. ölüm uzaktır, ölüm yakındır. en kötüsü de ölüm gerçektir.
insanı korkutur, düşünmeye zorlar. değerini bil der.
bugün üsküdar anadolu lisesi 2007 mezunlarından güniz bilge vefat etti. günizle paylaştığım sınırlı sayıdaki anılarım hep gülümsemelerle doludur. neşesini enerjisini unutmayacağım bir insandır. haberini aldığımdan beri boş duvarı izliyorum. sınırsız düşünüyorum.
benimde sana vedam böle olsun güniz.
umarım daha güzel bi yerdesindir şimdi.
insanı korkutur, düşünmeye zorlar. değerini bil der.
bugün üsküdar anadolu lisesi 2007 mezunlarından güniz bilge vefat etti. günizle paylaştığım sınırlı sayıdaki anılarım hep gülümsemelerle doludur. neşesini enerjisini unutmayacağım bir insandır. haberini aldığımdan beri boş duvarı izliyorum. sınırsız düşünüyorum.
benimde sana vedam böle olsun güniz.
umarım daha güzel bi yerdesindir şimdi.
31 Aralık 2011 Cumartesi
değerlendir-me
dedim bi oturayım, durum değerlendirmesi yapayım. yıllar fıkır fıkır elden kayıp giderken ( biliyorum 'elden kayıp gitme' efekti olarak fıkır fıkır hiç olmadı) bana ne bırakmış, ne kalmış yada. yada kalmış mı acaba bişey. (kalmamış olum işte zorlama)
2011 acı geçmiş. üzücü, yorucu. çoğunlukla sıkıntılı, pek çok farklı açıdan. istediğim şeyler bu senede olmamış, dünya barışı sağlanmamış. okul pek iyi gitmemiş. gurbetellerde sıcak bi yuva arayışı devam etmiş ama bulunamamış.
bi düşünelim başka nolmuş: iç huzurumu bu senede bulamamışım. çevremde gelişen olayların hızına yine yetişememişim. insanlar koşmuş, benim yarı yolda nefesim kesilmiş gibi.
bu sene depresif, içine kapanık bi insan yapmış bide beni. korkak bile denilebilir bi açıdan bakılırsa. o kadar çok başarısızlık yaşanmış ki bu sene içersinde artık bırak yoğurdu üflemeyi, ineği gördüğüm gibi uzaklaşır olmuşum.
hep kötü şeyler mi olmuş bu sene? hayır. yeni insanlar girmiş hayatıma. önceden kalanların yeri sağlamlaşmış. bi abim varken, 10'a yakın kardeşim olmuş şimdi.
her sabaha umutla kalkan hastalıklı zihnim, iyimserliğimden hiçbişi kaybetmemiş. bu kadar olana bitene rağmen biliyorum yarın sabaha da aynı şekilde uyanacak.
neşem biraz azalmış ama kaybolmamış. yüzüm gülmeye devam etmiş.
kitap okuma alışkanlığım geri dönmüş. bişiler okunmuş, karalanmış sağa sola.
gelecek planları hala yapılmamış. söz vermiştim zamanında kendime. maceracı ruhu korumak için, çok sonraların planını şimdiden yapma diye. en azından o söz tutulmuş. hoş şimdi düşününce o kadar da iyi bişi değil. ufaktan da yapmak lazım sanırım plan milan amaaann. hehe
bi bağlama çekmek gerekirse: 2011 vurmuş ama devirememiş. sarsmış ama yıldıramamış. korkutmuş ama kaçıramamış. osurmuş ama sıçmamış.
bu kadar mış'lı miş'li cümle benim gibi geçmişle yaşayan bi insana bile fazla geldi.
yarın da güneş doğacak. 2012 de bitecek, 2022 de. seneler fıkır fıkır(evet yine) geçerken pozitif değerlerinize sıkı sıkı sarılın. sevin onları, kaçırmayın.
unutmam lisede sevdiğim bi hoca vardı. bi keresinde 'kimi gelir geçer, kimi deler geçer. delip geçenlerden olma' demişti. güzel söz. hiç de tipinden beklenmeyecek bi adamdı .
neyse güüençllerr. size doyum olmuyo. bize ayrılan sürenin de sonuna doğru yaklaşıyoruz.
yazının başlığındaki kelime oyununu yakalayana 1 ocak günü törenle kazandığı diş macununu takdim ediciğim ayrıca.
hepinizin yeni yılını yılbaşısını bayramını kutluyorum diyelim napalım ( taksim cenk tarzında)
saygılar selamlar
esen kalın efenim
2011 acı geçmiş. üzücü, yorucu. çoğunlukla sıkıntılı, pek çok farklı açıdan. istediğim şeyler bu senede olmamış, dünya barışı sağlanmamış. okul pek iyi gitmemiş. gurbetellerde sıcak bi yuva arayışı devam etmiş ama bulunamamış.
bi düşünelim başka nolmuş: iç huzurumu bu senede bulamamışım. çevremde gelişen olayların hızına yine yetişememişim. insanlar koşmuş, benim yarı yolda nefesim kesilmiş gibi.
bu sene depresif, içine kapanık bi insan yapmış bide beni. korkak bile denilebilir bi açıdan bakılırsa. o kadar çok başarısızlık yaşanmış ki bu sene içersinde artık bırak yoğurdu üflemeyi, ineği gördüğüm gibi uzaklaşır olmuşum.
hep kötü şeyler mi olmuş bu sene? hayır. yeni insanlar girmiş hayatıma. önceden kalanların yeri sağlamlaşmış. bi abim varken, 10'a yakın kardeşim olmuş şimdi.
her sabaha umutla kalkan hastalıklı zihnim, iyimserliğimden hiçbişi kaybetmemiş. bu kadar olana bitene rağmen biliyorum yarın sabaha da aynı şekilde uyanacak.
neşem biraz azalmış ama kaybolmamış. yüzüm gülmeye devam etmiş.
kitap okuma alışkanlığım geri dönmüş. bişiler okunmuş, karalanmış sağa sola.
gelecek planları hala yapılmamış. söz vermiştim zamanında kendime. maceracı ruhu korumak için, çok sonraların planını şimdiden yapma diye. en azından o söz tutulmuş. hoş şimdi düşününce o kadar da iyi bişi değil. ufaktan da yapmak lazım sanırım plan milan amaaann. hehe
bi bağlama çekmek gerekirse: 2011 vurmuş ama devirememiş. sarsmış ama yıldıramamış. korkutmuş ama kaçıramamış. osurmuş ama sıçmamış.
bu kadar mış'lı miş'li cümle benim gibi geçmişle yaşayan bi insana bile fazla geldi.
yarın da güneş doğacak. 2012 de bitecek, 2022 de. seneler fıkır fıkır(evet yine) geçerken pozitif değerlerinize sıkı sıkı sarılın. sevin onları, kaçırmayın.
unutmam lisede sevdiğim bi hoca vardı. bi keresinde 'kimi gelir geçer, kimi deler geçer. delip geçenlerden olma' demişti. güzel söz. hiç de tipinden beklenmeyecek bi adamdı .
neyse güüençllerr. size doyum olmuyo. bize ayrılan sürenin de sonuna doğru yaklaşıyoruz.
yazının başlığındaki kelime oyununu yakalayana 1 ocak günü törenle kazandığı diş macununu takdim ediciğim ayrıca.
hepinizin yeni yılını yılbaşısını bayramını kutluyorum diyelim napalım ( taksim cenk tarzında)
saygılar selamlar
esen kalın efenim
27 Aralık 2011 Salı
seçenek takıntısı
----------
...size müşteriyi kaybetmemenin yollarını anlatacağım. Hem de sonsuza dek.
Bir kadını ele alalım. Önünde iki iyi seçenek duruyor. (Yaşamınızı ve satış kariyerinizi değerlendirdiğinizde, seçenek takıntısı konusunda da, tam da bunun hakkında olduğunu göreceksiniz.)
Bir numaralı delikanlı çekici biri. Sessiz, sakin. Çok zeki değil, aptal sayılmaz. Fırsat buldukça ava ve balığa gidiyor. Av mevsimi değilse bilardo oynuyor. Özellikle barlardan ve avcılık çevrelerinden birçok tanıdığı var. Ortalama bir gelir düzeyine sahip. İşinde idare ediyor.
Kadın, onu seçmesi durumunda kendisine zaman ayırabileceğini, kız arkadaşlarıyla gezmeye zaman bulabileceğini, arada sırada onun ve kendisinin arkadaşlarını bir araya getirebilecek partiler düzenleyebileceklerini düşünüyor. Fena bir anlaşma sayılmaz. Özgürlük de iyi bir şey sayılır. Gelir düzeyinin çok yüksek olmaması kötü bir puan, ama o kadar da önemli değil. Adam işinden nefret ediyor gibi görünmüyor.
İki numaralı delikanlı da oldukça çekici. Çok zeki. Erkek arkadaşlarıyla eğlenmeye gitmiyor. Sık sık evine gelip giden birkaç yakın arkadaşı var. Onlar dışında pek arkadaşı yok. Evinde vakit geçirmeyi seviyor. Gelir düzeyi yüksek. İşini seviyor.
Kadın onu seçmesi durumunda, evde birlikte bol vakit geçireceklerini düşünüyor. Birbirlerini iyice tanıyabilmelerine yetecek kadar bol vakit. Eğlenmeye, konuşmaya, oynaşmaya yetecek kadar bol vakit. Para kaygısı taşımamak da hoş bir şey. Önemli bir stres kaynağının olmaması da iyi. İşini de gerçekten seviyor.
Bu durumda kadın ne yapacaktır? Kararı ve ardında bıraktığı hoş delikanlı hakkında neler hissedecektir?
Bu ikilemi haftalar boyunca düşünür. Aylar geçer. Hangisini seçerse seçsin, kesin olan bir şey vardır: Seçimini yaptığı an, diğer delikanlı iki gün öncesine nazaran çok daha çekici görünmeye başlayacaktır.
Yaptığı seçimden memnun olacağını düşünüyordunuz, değil mi? Rahatladığını, mutlu olduğunu. Ama hayır, durum tam tersi...
----------
okuduğum enteresan kitaptan enteresan bi bölüm. paylaşmak istedim
...size müşteriyi kaybetmemenin yollarını anlatacağım. Hem de sonsuza dek.
Bir kadını ele alalım. Önünde iki iyi seçenek duruyor. (Yaşamınızı ve satış kariyerinizi değerlendirdiğinizde, seçenek takıntısı konusunda da, tam da bunun hakkında olduğunu göreceksiniz.)
Bir numaralı delikanlı çekici biri. Sessiz, sakin. Çok zeki değil, aptal sayılmaz. Fırsat buldukça ava ve balığa gidiyor. Av mevsimi değilse bilardo oynuyor. Özellikle barlardan ve avcılık çevrelerinden birçok tanıdığı var. Ortalama bir gelir düzeyine sahip. İşinde idare ediyor.
Kadın, onu seçmesi durumunda kendisine zaman ayırabileceğini, kız arkadaşlarıyla gezmeye zaman bulabileceğini, arada sırada onun ve kendisinin arkadaşlarını bir araya getirebilecek partiler düzenleyebileceklerini düşünüyor. Fena bir anlaşma sayılmaz. Özgürlük de iyi bir şey sayılır. Gelir düzeyinin çok yüksek olmaması kötü bir puan, ama o kadar da önemli değil. Adam işinden nefret ediyor gibi görünmüyor.
İki numaralı delikanlı da oldukça çekici. Çok zeki. Erkek arkadaşlarıyla eğlenmeye gitmiyor. Sık sık evine gelip giden birkaç yakın arkadaşı var. Onlar dışında pek arkadaşı yok. Evinde vakit geçirmeyi seviyor. Gelir düzeyi yüksek. İşini seviyor.
Kadın onu seçmesi durumunda, evde birlikte bol vakit geçireceklerini düşünüyor. Birbirlerini iyice tanıyabilmelerine yetecek kadar bol vakit. Eğlenmeye, konuşmaya, oynaşmaya yetecek kadar bol vakit. Para kaygısı taşımamak da hoş bir şey. Önemli bir stres kaynağının olmaması da iyi. İşini de gerçekten seviyor.
Bu durumda kadın ne yapacaktır? Kararı ve ardında bıraktığı hoş delikanlı hakkında neler hissedecektir?
Bu ikilemi haftalar boyunca düşünür. Aylar geçer. Hangisini seçerse seçsin, kesin olan bir şey vardır: Seçimini yaptığı an, diğer delikanlı iki gün öncesine nazaran çok daha çekici görünmeye başlayacaktır.
Yaptığı seçimden memnun olacağını düşünüyordunuz, değil mi? Rahatladığını, mutlu olduğunu. Ama hayır, durum tam tersi...
----------
okuduğum enteresan kitaptan enteresan bi bölüm. paylaşmak istedim
12 Aralık 2011 Pazartesi
26 Kasım 2011 Cumartesi
bagirma milletin icinde!
1567. gayri resmi ayriligimizi yasadik seninle az önce. belki bikac gözyasi döktün benden uzakta, bilgisayar ekranina bakarak, belki onu bile dökmedin artik. ben yattigim yerde muhtesem derin, anlamli, önemli seyler düsündüm. sölemedim hicbirini. attim hafizamin arka taraflarina. bigün lazim olur kullanirim diye.
hayir demeyi ögrenemedim su yasima kadar. annem de hep söyler: 'hayir demeyi bilmiyosun oguz' diye. hakli kadin. sana, bu dünyada en cok sevdigime nasil hayir diyebilirdim ki. demeliydim ama. yillar önce demeliydim hatta. 'hayir' kisa ve kolay. iki hece, 5 harf. diyemedim iste. bisey durdurdu beni. 'ya bu sefer olursa lan?' dedi.
pismanlik, pismanlik diyosun ya. sana yillar önce deseydim o hayiri, farkli mi olurdu simdi? gitseydin bi daha da geri gelmeseydin, yasayabilir miydim o pismanlikla?
seninle konusmak yerine su aptal yaziyi yaziyorum ya. asicam, kesicem kendimi yeminle.
ama yok. kalmadi carem. tükendim artik. kelimelerim de tükendi benimle. söylenecek birseyin kalmadigi yerdeyim su anda. dikiliyorum, ölü, bos gözlerle etrafi izliyorum. sonsuz bi karabasana uyaniyorum. darlaniyorum, darlaniyorum.
artik yarindan ne bekliyorum onu bile bilmiyorum. belki de bisi beklemiyorum. hep diyorum ya, vakit geciriyorum. hikayenin sonuna ulasmaya calisiyorum.
hadi simdi yalniz birakin sacma yasantima beni. mahvetmeye devam edeyim bütün hayallerimi.
bugünde hayir diyemedim sana. sen konustun, ben tamam dedim. mutlu olcagini bilsem giderim senden en uzaga. ama o zamanda gülümsedigini göremem ki güzelim.
hadi iyi bak kendine
hayir demeyi ögrenemedim su yasima kadar. annem de hep söyler: 'hayir demeyi bilmiyosun oguz' diye. hakli kadin. sana, bu dünyada en cok sevdigime nasil hayir diyebilirdim ki. demeliydim ama. yillar önce demeliydim hatta. 'hayir' kisa ve kolay. iki hece, 5 harf. diyemedim iste. bisey durdurdu beni. 'ya bu sefer olursa lan?' dedi.
pismanlik, pismanlik diyosun ya. sana yillar önce deseydim o hayiri, farkli mi olurdu simdi? gitseydin bi daha da geri gelmeseydin, yasayabilir miydim o pismanlikla?
seninle konusmak yerine su aptal yaziyi yaziyorum ya. asicam, kesicem kendimi yeminle.
ama yok. kalmadi carem. tükendim artik. kelimelerim de tükendi benimle. söylenecek birseyin kalmadigi yerdeyim su anda. dikiliyorum, ölü, bos gözlerle etrafi izliyorum. sonsuz bi karabasana uyaniyorum. darlaniyorum, darlaniyorum.
artik yarindan ne bekliyorum onu bile bilmiyorum. belki de bisi beklemiyorum. hep diyorum ya, vakit geciriyorum. hikayenin sonuna ulasmaya calisiyorum.
hadi simdi yalniz birakin sacma yasantima beni. mahvetmeye devam edeyim bütün hayallerimi.
bugünde hayir diyemedim sana. sen konustun, ben tamam dedim. mutlu olcagini bilsem giderim senden en uzaga. ama o zamanda gülümsedigini göremem ki güzelim.
hadi iyi bak kendine
29 Ekim 2011 Cumartesi
25 Ekim 2011 Salı
oldu mu simdi ?
konus damat. kac kere terkedildin? kac defa vazgectin? kac defa bisiler solemek isteyip de sustun? yada kac defa soyleyecek bisi bile bulamadin ? en cok konusman gereken zamanda...
insan bi tek kendini kandiramazmis. ne kadar ikna etmek istesen de kafanin icindeki sesi, yapamazsin, o soyler aslinda dogru olani, yapman gerekeni. genelde de senin yapmayi dusundugunun tersi bisi soyler. yapmazsin, dinlemezsin onu. seni iyi taniyan insanlar akil vermeye calisir sana. "ne alakasi var abi yea" dersin yavsak yavsak. kendi bildigini yapmaya devam edersin.
hayatin boyunca yanlis kararlar aldin. bugunden sonra alacagin kararlardan da emin degilsin. her zaman pisman olacak bisiler buldun kendine. olaylarin icinden cimbizla cektin cikardin. "heh buna pisman olabilirim" dedin.
kafanin icindeki sesi hicbi zaman dinlemedin. belki bugun iyi bi gundur; kafanin icindeki sese bi sans ver.
konus damat. tasaklar ise yaradi.
insan bi tek kendini kandiramazmis. ne kadar ikna etmek istesen de kafanin icindeki sesi, yapamazsin, o soyler aslinda dogru olani, yapman gerekeni. genelde de senin yapmayi dusundugunun tersi bisi soyler. yapmazsin, dinlemezsin onu. seni iyi taniyan insanlar akil vermeye calisir sana. "ne alakasi var abi yea" dersin yavsak yavsak. kendi bildigini yapmaya devam edersin.
hayatin boyunca yanlis kararlar aldin. bugunden sonra alacagin kararlardan da emin degilsin. her zaman pisman olacak bisiler buldun kendine. olaylarin icinden cimbizla cektin cikardin. "heh buna pisman olabilirim" dedin.
kafanin icindeki sesi hicbi zaman dinlemedin. belki bugun iyi bi gundur; kafanin icindeki sese bi sans ver.
konus damat. tasaklar ise yaradi.
21 Ekim 2011 Cuma
16 Ekim 2011 Pazar
geri dönüsler
bana sorarsan geri donusler onemlidir. geri donmen kadar nasil geri dondugun de onemlidir tabi. hic unutmam sene 1999. futbolla yatip futbolla kalkiyorum. sampiyonlar ligi finalinde man utd-bayern oynuyo. bayern butun maci 1-0 onde goturuyo. toplari direklerden donuyo. ama man utd pes etmiyo. cakalca pusuya yatmis zamanin gelmesini bekliyo adeta. 91 de sheringham, 93 solskjaer atiyo man utd kazaniyo.
o zaman ki dunyam sadece futboldan olustugu icin epey etkilemisti beni bu mac. vay be demistim. demek ki mac bitti diye birakmak sacmaymis. her an hersey olabilirmis. umudu kaybetmemek lazimmis.
nerden geldi aklina diye sorarsan, ruyamda gordum. abimle bu maci izliyoduk. manchester formalari falan :) degisik isleyen bi bilincaltina sahibim cidden. hadin ciao
o zaman ki dunyam sadece futboldan olustugu icin epey etkilemisti beni bu mac. vay be demistim. demek ki mac bitti diye birakmak sacmaymis. her an hersey olabilirmis. umudu kaybetmemek lazimmis.
nerden geldi aklina diye sorarsan, ruyamda gordum. abimle bu maci izliyoduk. manchester formalari falan :) degisik isleyen bi bilincaltina sahibim cidden. hadin ciao
17 Haziran 2011 Cuma
son düzlükte gülbatur geliyo
Hayatımın enteresan bi dönemine yaklaşıyorum. Farkındayım. Bişiler değişecek, bir daha hiç eskisi gibi olmayacak. Bi sene önce olsaydı üzülürdüm. Bişiler değişmesin diye imkanları zorlardım, tırmalardım resmen. Ama artık değil. Bişiler değişsin istiyorum uzun zaman sonra.
Okulumla ilgileniyorum, etrafımdaki insanları seviyorum, sorumluluklarımın farkındayım ve en önemlisi ne yapmam gerektiğini biliyorum. peki yapılması gerekilen şey ne ? edward norton 25. saat filminde şöle diyodu yanlış hatırlamıyosam. 'move the fuck on!'
ilk defa korkmuyorum, ya kaybedersem sonunda diye. çünkü olay buymuş meğersem.
kaybediyosun, game over, üzülüyosun, bi jeton daha atıyosun, play again.
beynim yumuşamış, toparlayamıyorum konuyu. ne dicektim ben ? he, ikinci şanslara inanır mısın? ben inanmazdım. derdim ki insan sadece bi kere sever, yada insan bi şeyi başaramazsa ikinci seferinde de başaramaz. benim hayatımda hep böyle olmuştu. ondan bana da öyle gelmiş. koca bi ilüzyonmuş. insan olmanın tek güzel tarafı, her zaman ikinci bi şansının olmasıymış meğersem.
istanbula gelmek istiyorum artık. sana sarılmak, kucağında uyuklamak. yeminle başka bişi istemiyorum (:
rumuz: aslıiçindağlarıdeldikerem
Okulumla ilgileniyorum, etrafımdaki insanları seviyorum, sorumluluklarımın farkındayım ve en önemlisi ne yapmam gerektiğini biliyorum. peki yapılması gerekilen şey ne ? edward norton 25. saat filminde şöle diyodu yanlış hatırlamıyosam. 'move the fuck on!'
ilk defa korkmuyorum, ya kaybedersem sonunda diye. çünkü olay buymuş meğersem.
kaybediyosun, game over, üzülüyosun, bi jeton daha atıyosun, play again.
beynim yumuşamış, toparlayamıyorum konuyu. ne dicektim ben ? he, ikinci şanslara inanır mısın? ben inanmazdım. derdim ki insan sadece bi kere sever, yada insan bi şeyi başaramazsa ikinci seferinde de başaramaz. benim hayatımda hep böyle olmuştu. ondan bana da öyle gelmiş. koca bi ilüzyonmuş. insan olmanın tek güzel tarafı, her zaman ikinci bi şansının olmasıymış meğersem.
istanbula gelmek istiyorum artık. sana sarılmak, kucağında uyuklamak. yeminle başka bişi istemiyorum (:
rumuz: aslıiçindağlarıdeldikerem
7 Mayıs 2011 Cumartesi
bu sefer başlık yok
bi senedir kendimi eğitiyorum resmen. küçük şeylerle mutlu olmayı öğrettim kendime. bi bakış olur, bi gülüş olur. he bu durumdan memnun musun diye sorsan değilim. ama hikaye nasıl bitecek onu merak ediyorum. böle böle zaman geçiriyorum işte. hikayenin sonuna yaklaşıyorum ya gittikçe, onun sevinci var biyerlerde.
bi senedir kullanmadığım hislerimin köreldiğini farkettim bide. pişmanlık hissetmiyorum mesela artık, yada kıskançlık, yada üzülmüyorum olmasını istediğim ama olmayan şeyler için.
yazıyorum siliyorum tekrar yazıyorum tekrar siliyorum. bazen merak ediyorum kimse okuyo mu ki şuraya yazdıklarımı diye. zaten biri için de yazmıyorum artık. gelecek nesillere belki. onlar görsün şu hallerimi de aynı hataları yapmasınlar hehe.
yalan sölemeyi beceremeyen çocuktan sevgilerle
bi senedir kullanmadığım hislerimin köreldiğini farkettim bide. pişmanlık hissetmiyorum mesela artık, yada kıskançlık, yada üzülmüyorum olmasını istediğim ama olmayan şeyler için.
yazıyorum siliyorum tekrar yazıyorum tekrar siliyorum. bazen merak ediyorum kimse okuyo mu ki şuraya yazdıklarımı diye. zaten biri için de yazmıyorum artık. gelecek nesillere belki. onlar görsün şu hallerimi de aynı hataları yapmasınlar hehe.
yalan sölemeyi beceremeyen çocuktan sevgilerle
20 Nisan 2011 Çarşamba
Razorlight - Golden touch
epeydir bişi yazmadım buraya. zaman bulamadım. zaman bulduğumda hevesim olmadı, hevesim olduğunda internetim olmadı falandı filan.
okul tatile girdi. sora nooldu ben bilmiyorum. bikaç gündür bu haldeyim.
sora bilgisayardan bu şarkı başladı. 'golden touch' razorlight. çok severim. eşlik etmeye başladım. şark bitti, bida bida çaldım. sıkılana kadar. sora baktım sıkılmıyorum. her seferinde diyorum ki 'i know a girl with the golden touch'
harbi tanıyorum lan ben o kızı
3 Mart 2011 Perşembe
26 Şubat 2011 Cumartesi
şantiye günlükleri
bugun çimento karmayı öğrendim. ama hava yağmurlu olduğu için beton dökemiyoruz. ayrıca az önce iskele çöktü. 2 kişi çöken iskelenin altında kaldı. şantiye bazen tehlikeli bir yer olabiliyo. öncelik iş güvenliği. hayatımı ikiye ayırıyorum. şantiyeden önce(Ş.Ö), şantiyeden sonra(Ş.S). benim için hayat değiştiren bir tecrübe oldu. en iyi dostum haydar kalfa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


